<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"><channel><title>kuscadev | Minimal. Pratik. Paylaşmaya Değer.</title><description>Linux, iş analizi ve GRC üzerine notlar.</description><link>https://ogzk.tr/</link><item><title>Ağ Topolojisi Nedir?</title><link>https://ogzk.tr/blog/ag-topolojisi/</link><guid isPermaLink="true">https://ogzk.tr/blog/ag-topolojisi/</guid><description>Ağ topolojisi nedir? Fiziksel topoloji türleri nelerdir?</description><pubDate>Thu, 02 Apr 2026 00:00:00 GMT</pubDate><content:encoded>&lt;h1 id=&quot;ağ-topolojisi-nedir&quot;&gt;Ağ Topolojisi Nedir?&lt;/h1&gt;
&lt;p&gt;Ağ topolojisini basitçe tanımlayacak olursak &lt;em&gt;bir bilgisayar ağının çeşitli bileşenlerinin düzenlenmesi&lt;/em&gt; olarak tanımlayabiliriz. Ağ topolojilerini &lt;strong&gt;fiziksel topoloji&lt;/strong&gt; ve &lt;strong&gt;mantıksal topoloji&lt;/strong&gt; olarak iki başlık altında sınıflandırmamız mümkündür. Bu yazıda genel olarak fiziksel topoloji türlerinden bahsedeceğim ancak öncesinde kısaca mantıksal topolojiye değinelim.&lt;/p&gt;
&lt;h2 id=&quot;mantıksal-topoloji-nedir&quot;&gt;Mantıksal Topoloji Nedir?&lt;/h2&gt;
&lt;p&gt;Ağ cihazlarının birbirleriyle olan iletişimlerinde bu iletişimi nasıl kuracaklarını, verilerin ağ içinde nasıl aktarıldığını gösteren topoloji türüne mantıksal topoloji denir.&lt;br&gt;
Mantıksal topolojiyi aradan çıkardığımıza göre şimdi asıl konumuz olan fiziksel topolojiye dönebiliriz.&lt;/p&gt;
&lt;h2 id=&quot;fiziksel-topoloji-nedir&quot;&gt;Fiziksel Topoloji Nedir?&lt;/h2&gt;
&lt;p&gt;Fiziksel topoloji, ağı oluştururken kullanılan çevre birimlerini ve fiziksel bağlantı metodlarından bahsederken kullanılan kavramdır. Ağın yapısında kullanılan kablo türü ve ağda kullanılan cihazlar bu topolojide belirtilir. Fiziksel topoloji türlerini &lt;strong&gt;ortak yol (bus)&lt;/strong&gt;, &lt;strong&gt;halka (ring)&lt;/strong&gt;, &lt;strong&gt;yıldız (star)&lt;/strong&gt;, &lt;strong&gt;gelişmiş yıldız (ext star)&lt;/strong&gt;, &lt;strong&gt;örgü (mesh)&lt;/strong&gt;, &lt;strong&gt;noktadan noktaya (point-to-point)&lt;/strong&gt; ve &lt;strong&gt;ağaç (tree)&lt;/strong&gt; topolojileri olarak belirtebiliriz.&lt;br&gt;
Gelin şimdi bu topoloji türlerini teker teker inceleyelim.&lt;/p&gt;
&lt;h3 id=&quot;ortak-yol-topolojisi-bus-topology&quot;&gt;Ortak Yol Topolojisi (Bus Topology)&lt;/h3&gt;
&lt;p&gt;Ortak yol topolojisinde tüm cihazlar tek bir omurgaya bağlıdır. Bu omurgada tipik olarak koaksiyel kablo kullanılır.
Ortak yol topolojisinde sinyal tüm cihazları dolaşır. Cihazlar gelen sinyali kontrol eder ve şayet sinyal adresi kendileriyle alakalıysa sinyali işler, değilse pasif davranır ve sinyali bırakır.&lt;br&gt;
Kullanılan koaksiyel kablonun ince olduğu durumlarda hat uzunluğu maksimum 185 metre, kalın olduğu durumlarda 500 metredir.&lt;br&gt;
Ağa maksimum 30 cihaz bağlanabilir ve omurganın her iki ucunda sonlandırıcı bulunur. Sinyal hedef cihaza ulaşana kadar hattaki tüm cihazları dolaştığı için ağ performansı düşüktür.&lt;br&gt;
&lt;img __ASTRO_IMAGE_=&quot;{&amp;#x22;src&amp;#x22;:&amp;#x22;./content/ortak-yol.webp&amp;#x22;,&amp;#x22;alt&amp;#x22;:&amp;#x22;Ortak Yol&amp;#x22;,&amp;#x22;index&amp;#x22;:0}&quot;&gt;
Özetleyecek olursak ortak yol topolojisinin;&lt;/p&gt;
&lt;h4 id=&quot;avantajları&quot;&gt;Avantajları:&lt;/h4&gt;
&lt;ul&gt;
&lt;li&gt;Ağın kurulumu kolaydır.&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Ağa yeni cihaz eklemek kolaydır.&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Ekonomiktir.&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Tüm cihazlar tek bir omurga üzerinde dizili olduğu için kablo kullanımı azdır.&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Switch/Hub gerekmez.&lt;/li&gt;
&lt;/ul&gt;
&lt;h4 id=&quot;dezavantajları&quot;&gt;Dezavantajları:&lt;/h4&gt;
&lt;ul&gt;
&lt;li&gt;Ağa bağlanabilecek cihaz sayısı sınırlıdır.&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Hat uzunluğu sınırlıdır. (İnce kabloda 185 metre, kalın kabloda 500 metre.)&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Omurgada yaşanan herhangi bir sıkıntı tüm ağı etkiler.&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Yaşanan sorunların tespit edilmesi ve giderilmesi zordur.&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Bant genişliği düşüktür.&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Eklenen her yeni cihaz ağ performansını düşürür.&lt;/li&gt;
&lt;/ul&gt;
&lt;h3 id=&quot;halkta-topolojisi-ring-topology&quot;&gt;Halkta Topolojisi (Ring Topology)&lt;/h3&gt;
&lt;p&gt;Halka topolojisinde adından da anlaşılacağı üzere tüm cihazlar bir halka şeklinde birbirine bağlanmıştır. Gönderilen veri alıcıya ulaşana kadar tüm cihazlara teker teker uğrar. Sinyaller bir cihazdan diğerine tek yönlü olarak iletilir. Yani her cihaz kendinden önceki cihaz için bir alıcı, kendinden sonraki cihaz için bir gönderici konumundadır. Gelen sinyal her birimde yeniden oluşturulduğu için sinyal zayıflaması en düşük düzeydedir.&lt;br&gt;
Ağ üzerindeki veri 3 byte’lık jeton (token) adı verilen bir paket ile gönderilir. Bu paket alıcıya ulaşana kadar tüm cihazları dolaşır. Halka topolojisinde merkezde bir &lt;a href=&quot;https://networkencyclopedia.com/multistation-access-unit-mau/&quot;&gt;MAU (Multistation Access Unit)&lt;/a&gt; bulunur.&lt;br&gt;
50 cihazdan oluşan bir ağ olduğunu düşünürsek ilk cihazdan son cihaza gönderilecek bir veri 49 cihazı teker teker dolaştıktan sonra alıcıya ulaşacaktır.&lt;br&gt;
&lt;img __ASTRO_IMAGE_=&quot;{&amp;#x22;src&amp;#x22;:&amp;#x22;./content/halka.webp&amp;#x22;,&amp;#x22;alt&amp;#x22;:&amp;#x22;Halka Topolojisi&amp;#x22;,&amp;#x22;index&amp;#x22;:0}&quot;&gt;
Özetleyecek olursak halka topolojisinin;&lt;/p&gt;
&lt;h4 id=&quot;avantajları-1&quot;&gt;Avantajları:&lt;/h4&gt;
&lt;ul&gt;
&lt;li&gt;Herhangi bir sunucuya ihtiyaç yoktur.&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Ağda bulunan tüm cihazlar aynı yetkiye sahiptir.&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Ağın büyütülmesinin performansa etkisi düşüktür.&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Kurulumu kolaydır.&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Bu tür topolojilerde çarpışma olasılığı minimumdur.&lt;/li&gt;
&lt;/ul&gt;
&lt;h4 id=&quot;dezavantajları-1&quot;&gt;Dezavantajları:&lt;/h4&gt;
&lt;ul&gt;
&lt;li&gt;Kullanılan kablo miktarı fazla olduğu için ve MAU pahalı olduğu için maliyeti yüksektir.&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Cihazların herhangi birinde yaşanan bir arıza tüm ağı etkiler.&lt;/li&gt;
&lt;/ul&gt;
&lt;h3 id=&quot;yıldız-topolojisi-star-topology&quot;&gt;Yıldız Topolojisi (Star Topology)&lt;/h3&gt;
&lt;p&gt;Her bir cihazın merkezde yer alan bir switch ya da hub’a bağlanmasıyla oluşturulan topoloji türüdür. Göndericiden çıkan bir veri önce merkezdeki bu switch veya hub’a gider, oradan da alıcı cihaza iletilir.&lt;br&gt;
Günümüzde en yaygın kullanıma sahip topoloji türüdür. Cihazlar arasındaki bağlantı çift burgulu kablolar ile sağlanır. Ağa bağlı cihazların hub veya switch’e olan uzaklıkları maksimum 100 metre olabilir. Bu uzunluğun üstüne çıkıldığı durumlarda performansta büyük düşüşler yaşanır.&lt;br&gt;
&lt;img __ASTRO_IMAGE_=&quot;{&amp;#x22;src&amp;#x22;:&amp;#x22;./content/yildiz.webp&amp;#x22;,&amp;#x22;alt&amp;#x22;:&amp;#x22;Yıldız Topolojisi&amp;#x22;,&amp;#x22;index&amp;#x22;:0}&quot;&gt;
Özetleyecek olursak yıldız topolojisinin;&lt;/p&gt;
&lt;h4 id=&quot;avantajları-2&quot;&gt;Avantajları:&lt;/h4&gt;
&lt;ul&gt;
&lt;li&gt;Ağa yeni cihaz eklemek kolaydır.&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Ağda yaşanan bir sorunun tespiti kolaydır.&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Bağlı cihazlardan herhangi birinde yaşanan bir arıza ağın geri kalanını etkilemez.&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Yapısı ve anlaşılması oldukça basittir.&lt;/li&gt;
&lt;/ul&gt;
&lt;h4 id=&quot;dezavantajları-2&quot;&gt;Dezavantajları:&lt;/h4&gt;
&lt;ul&gt;
&lt;li&gt;Merkezdeki hub veya switch’te yaşanan herhangi bir arıza tüm ağı etkiler.&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Diğer topolojilere kıyasla kablo kullanımı fazladır.&lt;/li&gt;
&lt;/ul&gt;
&lt;h3 id=&quot;örgü-topolojisi-mesh-topology&quot;&gt;Örgü Topolojisi (Mesh Topology)&lt;/h3&gt;
&lt;p&gt;Örgü topolojisinde ağdaki her cihaz diğer tüm cihazlarla doğrudan bağlantılıdır. Çoğunlukla geniş alan ağları (WAN) arasında kullanılır. Ağa bağlı cihaz sayısının “N” olduğu bir senaryoda ağ üzerindeki bağlantı sayısı “N*(N-1)/2” adettir.&lt;br&gt;
Her cihaz bir dier cihazla bağlantı kurduğu için ağdaki herhangi bir bağlantının kopması durumunda, veri diğer bağlantıları kullanarak alıcıya ulaşabilmektedir.&lt;br&gt;
Tüm örgü ve kısmi örgü olmak üzere iki çeşidi vardır. Tüm örgüde bütün cihazlar birbiriyle doğrudan bağlantı kurarken kısmi örgüde bir cihazın diğer tüm cihazlarla bağlantı kurmadığı durumlar vardır.&lt;br&gt;
Bu topolojinin başlıca öne çıkan özellikleri ölçeklenebilirlik, esneklik, sağlamlık ve tutarlı veri aktarımı olarak sıralanabilir. Ayrıca bu topolojide herhangi bir merkeze ihtiyaç olmaması da öne çıkan özelliklerinden bir diğeridir.&lt;br&gt;
&lt;img __ASTRO_IMAGE_=&quot;{&amp;#x22;src&amp;#x22;:&amp;#x22;./content/orgu.webp&amp;#x22;,&amp;#x22;alt&amp;#x22;:&amp;#x22;Örgü Topolojisi&amp;#x22;,&amp;#x22;index&amp;#x22;:0}&quot;&gt;
Özetleyecek olursak örgü topolojisinin;&lt;/p&gt;
&lt;h4 id=&quot;avantajları-3&quot;&gt;Avantajları:&lt;/h4&gt;
&lt;ul&gt;
&lt;li&gt;Cihazlardan birinde yaşanan herhangi bir arıza ağın genelini etkilemez.&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Veri iletim hızı oldukça yüksektir.&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Ağın genişletilmek istendiği durumlarda diğer bağlantılar etkilenmediği için ağa yeni cihaz eklemek kolaydır.&lt;/li&gt;
&lt;/ul&gt;
&lt;h4 id=&quot;dezavantajları-3&quot;&gt;Dezavantajları:&lt;/h4&gt;
&lt;ul&gt;
&lt;li&gt;Bağlantı sayısının çok fazla olmasından dolayı karmaşık bir yapıya sahiptir.&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Her cihaz birbiriyle bağlandığı için çok fazla kablo gerekir, haliyle maliyet yüksektir.&lt;/li&gt;
&lt;/ul&gt;
&lt;h3 id=&quot;noktadan-noktaya-topoloji-point-to-point-topology&quot;&gt;Noktadan Noktaya Topoloji (Point-to-Point Topology)&lt;/h3&gt;
&lt;p&gt;Bir alıcı ve bir göndericiden oluşan en temel topolojidir. Bu topolojide veri aktarımı tek yönlü olabileceği gibi çift yönlü de olabilir. Bağlantı bir kablo aracılığıyla olabileceği gibi kablosuz olarak da kurulabilir.&lt;br&gt;
Yalnızca alıcı ve göndericiden oluştuğu için veri güvenliği bakımından avantajlı bir konumdadır.&lt;br&gt;
&lt;img __ASTRO_IMAGE_=&quot;{&amp;#x22;src&amp;#x22;:&amp;#x22;./content/noktadan-noktaya.webp&amp;#x22;,&amp;#x22;alt&amp;#x22;:&amp;#x22;Noktadan Noktaya Topoloji&amp;#x22;,&amp;#x22;index&amp;#x22;:0}&quot;&gt;
Özetleyecek olursak noktadan noktaya topolojinin;&lt;/p&gt;
&lt;h4 id=&quot;avantajları-4&quot;&gt;Avantajları:&lt;/h4&gt;
&lt;ul&gt;
&lt;li&gt;Yüksek bant genişliğine sahiptir.&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Yalnızca iki cihaz arasında bağlantı kurulduğu için oldukça hızlı ve güvenlidir.&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Kurulumu ve bakımı kolaydır.&lt;/li&gt;
&lt;/ul&gt;
&lt;h4 id=&quot;dezavantajları-4&quot;&gt;Dezavantajları:&lt;/h4&gt;
&lt;ul&gt;
&lt;li&gt;Cihazlar arasında tek bir bağlantı olduğu için bu bağlantının zarar görmesi durumunda ağ çöker.&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Yine sadece iki cihazdan oluşan bir bağlantı olduğu için iki cihazdan herhangi birinin bozulması durumunda ağ kullanılamaz hale gelir.&lt;/li&gt;
&lt;/ul&gt;
&lt;h3 id=&quot;ağaç-topolojisi-tree-topology&quot;&gt;Ağaç Topolojisi (Tree Topology)&lt;/h3&gt;
&lt;p&gt;Temel olarak yıldız topolojisi ve ortak yol topolojilerinin birleşimi şeklinde oluşmuş bir topolojidir. Yıldız şeklinde oluşturulmuş dalların bir omurga üzerinde toplanmasıyla oluşturulur.&lt;br&gt;
Ayrıca bir başka yönden de ağaç topolojisi gelişmiş yıldız topolojisine benzerlik göstermektedir. Aralarındaki fark ise ağaç topolojisinde herhangi bir merkezi düğüme ihtiyaç duyulmamasıdır.&lt;br&gt;
Ağaç topolojisi büyük ağların omurgasını oluşturmak için kullanılır.&lt;br&gt;
&lt;strong&gt;Omurga ağacı (backbone tree)&lt;/strong&gt; ve &lt;strong&gt;ikili ağaç (binary tree)&lt;/strong&gt; olarak iki farklı yapıda oluşturulabilir. Omurga ağaç düzeninde bütün düğümler hiyerarşik bir düzen içinde alt dallara ayrılır. İkili ağaç düzeninde ise her düğüm sadece iki dala bölünerek yapıyı oluşturur. Ağaç topolojisinde verinin akışı hiyerarşik bir düzen içindedir. Bu yüzden bu topoloji &lt;strong&gt;Hiyerarşik Ağaç Topolojisi (hierarchical tree topology)&lt;/strong&gt; olarak da adlandırılmaktadır.&lt;br&gt;
&lt;img __ASTRO_IMAGE_=&quot;{&amp;#x22;src&amp;#x22;:&amp;#x22;./content/agac.webp&amp;#x22;,&amp;#x22;alt&amp;#x22;:&amp;#x22;Ağ Topolojisi&amp;#x22;,&amp;#x22;index&amp;#x22;:0}&quot;&gt;
Özetleyecek olursak ağaç topolojisinin;&lt;/p&gt;
&lt;h4 id=&quot;avantajları-5&quot;&gt;Avantajları:&lt;/h4&gt;
&lt;ul&gt;
&lt;li&gt;Alt cihazlar arasındaki bağlantıda yaşanan bir arıza ağın genelini etkilemez.&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Hata tespiti kolaydır.&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Farklı donanım üreticilerinin ürünleri uyum içinde çalışabilir.&lt;/li&gt;
&lt;/ul&gt;
&lt;h4 id=&quot;dezavantajları-5&quot;&gt;Dezavantajları:&lt;/h4&gt;
&lt;ul&gt;
&lt;li&gt;Kullanılan kablo türüne göre alt cihazlar arasındaki mesafe limitli olabilir.&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Ana omurgada yaşanan bir arıza tüm ağın çökmesine neden olur.&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Ana omurgada aşırı trafik olması durumunda çarpışmalar ve gecikmeler yaşanabilir.&lt;/li&gt;
&lt;/ul&gt;
&lt;h2 id=&quot;özet&quot;&gt;Özet&lt;/h2&gt;
&lt;p&gt;Ağ topolojisi, bir bilgisayar ağındaki cihazların nasıl bağlandığını ve veri iletim sürecinin nasıl işlediğini belirleyen yapıdır. Mantıksal topoloji, verinin ağ içinde nasıl aktığını gösterirken, fiziksel topoloji ise cihazların fiziksel olarak nasıl bağlandığını tanımlar.&lt;br&gt;
Fiziksel topolojiler arasında en yaygın olanlardan biri yıldız topolojisidir; burada tüm cihazlar merkezi bir noktaya bağlanır, böylece yönetimi kolaydır ancak merkezde bir sorun olursa tüm ağ etkilenir. Ortak yol (bus) topolojisi, tek bir hat üzerinden iletişimi sağlar ama cihaz sayısı arttıkça performans düşer. Halka topolojisinde veri, cihazlar arasında sırayla dolaşır; bu yapı çarpışmaları önler ama bir cihaz bozulursa tüm ağ aksayabilir. Örgü topolojisi, her cihazın diğerleriyle bağlantılı olduğu güvenli ancak maliyetli bir yapıdır. Noktadan noktaya topoloji, en basit bağlantıyı sağlar ama sadece iki cihaz arasında çalışır. Ağaç topolojisi ise büyük ağlar için kullanılır ve verinin hiyerarşik bir düzende iletilmesini sağlar.&lt;br&gt;
Sonuç olarak, her topolojinin kendine özgü avantajları ve dezavantajları vardır. Kullanım alanına göre en uygun yapı seçilerek ağın performansı ve güvenilirliği sağlanabilir.&lt;/p&gt;</content:encoded></item><item><title>KKP Sistemlerinin Dünü Bugünü Yarını</title><link>https://ogzk.tr/blog/kkp-tarihsel-gelisimi/</link><guid isPermaLink="true">https://ogzk.tr/blog/kkp-tarihsel-gelisimi/</guid><description>Sanayi devriminden günümüze MRP’den KKP’ye uzanan süreçte işletmelerin üretimi yönetme ve veriden karar üretme arayışı ele alınıyor.</description><pubDate>Thu, 15 Jan 2026 00:00:00 GMT</pubDate><content:encoded>&lt;p&gt;Sanayi devrimi bir günde gerçekleşen ve insanların anında bu devrime adapte olduğu bir durum değildi. Tıpkı toplumun yıllar içinde değişmesi ve gelişmesi gibi işletmeler de yıllar içinde gelişen teknoloji ve değişen insan ihtiyaçları çerçevesinde değişti ve gelişti. 1750’li yılların öncesinde atölye tipi işletmelerde elde üretilen ürünler bu dönemde buhar gücünün üretimde kullanılmaya başlanmasıyla büyük fabrikalara evrildi. Zaman geçti, buharın yerini elektrik aldı. Artık her şey çok daha seri bir şekilde toplu olarak üretilebiliyordu.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Tüm bu gelişmeler yaşanırken ve üretimde bu artışlar olurken elbette ki kusursuz olmadı. Eksik ham maddeler yüzünden duran üretimler, depoda ürün olmasına rağmen fazladan üretilen ürünler, satış gerçekleşmesine rağmen hiçbir yerde bulunmayan faturalar. Hepsi bu dönemin bir parçasıydı. Artık mesele sadece fazla ya da ucuz üretmek değildi. Üretilen ürünü takip edebilmek, işletme hakkında bilgi sahibi olmak asıl meseleydi.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;1960’lı yıllarda atılan ilk adımlar, işletmelerin bu kontrol ihtiyacına verilen sistematik bir yanıt olarak ortaya çıktı. Zamanla üretim planlama, stok takibi ve finans gibi alanları kapsayan bu yaklaşımlar, bugün KKP sistemleri olarak adlandırdığımız yapının temelini oluşturdu.&lt;/p&gt;
&lt;h2 id=&quot;malzeme-i̇htiyaç-planlama-sistemleri&quot;&gt;Malzeme İhtiyaç Planlama Sistemleri&lt;/h2&gt;
&lt;p&gt;1960’lı yıllara gelindiğinde işletmeler artık depolarında ne olduğunu görebiliyordu. Stok takip programları sayesinde ham madde ve bitmiş ürün miktarları kayıt altına alınıyor, geçmiş veriler üzerinden geleceğe dair tahminler yapılmaya çalışılıyordu. Ancak bu görünürlük, üretimi yönetmek için her zaman yeterli değildi.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Çünkü stokta ne olduğunu bilmek, &lt;strong&gt;ne zaman üretileceğini ve neyin eksik kalacağını bilmek anlamına gelmiyordu&lt;/strong&gt;. Artan üretim hacmi ve çeşitlenen müşteri talepleri, yöneticileri daha karmaşık sorularla karşı karşıya bıraktı. Bu noktada basit stok takibi, karar almak için yetersiz kalmaya başladı.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;1970’li yıllarda devreye giren Malzeme İhtiyaç Planlama (MRP) sistemleri, tam olarak bu ihtiyaca yanıt verdi. MRP sistemleri; siparişleri, mevcut envanteri ve üretim bileşenlerini birlikte ele alarak yöneticilere üretim sürecinin tamamını planlama imkânı sundu. Böylece karar alma süreçleri ilk kez yalnızca sezgiye değil, sistematik verilere dayanmaya başladı.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Ancak MRP sistemleri her koşulda kusursuz değildi. Özellikle kitlesel üretim için tasarlanan bu yapı, daha küçük ve esnek işletmelerde aynı başarıyı gösteremedi. Talebin hızlı değiştiği pazarlarda ise sistemin tepkisiz kaldığı ve değişime uyum sağlamakta zorlandığı yönünde eleştiriler ortaya çıktı.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Bu sınırlamalar, MRP’nin tamamen terk edilmesine değil; genişletilmesine yol açtı. 1980’li yıllarda ortaya çıkan MRP II sistemleri, mevcut MRP yapısını kapasite planlama, satın alma ve üretim yeri kontrolü gibi yeni işlevlerle destekleyerek daha bütüncül bir üretim planlama yaklaşımı sundu.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;MRP sistemlerinde olmayıp MRP II sistemlerine eklenen ilave işlevleri şöyle sıralayabiliriz:&lt;/p&gt;
&lt;ul&gt;
&lt;li&gt;&lt;strong&gt;Satın alma işlevi&lt;/strong&gt;&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;&lt;strong&gt;Üretim yeri kontrol işlevi&lt;/strong&gt;&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;&lt;strong&gt;Kapasite planlama işlevi&lt;/strong&gt;&lt;/li&gt;
&lt;/ul&gt;
&lt;h2 id=&quot;kkp-sistemleri&quot;&gt;KKP Sistemleri&lt;/h2&gt;
&lt;p&gt;1990’lı yıllara gelindiğinde fabrikalarda üretimler planlanıyor, şirket depolarında stoklar takip ediliyordu. Ancak hala eksik noktalar vardı. Üretim ve stok takibi tek noktadan kontrol ediliyordu ama hala bir yerlerde muhasebe kayıtları bir dosyada tutuluyor, işe alımlarda ve diğer personel işlemlerinde ayrı bir dosya tutuluyordu, satış departmanı ise müşteriden gelen taleplere cevap verirken fabrikanın durumundan bihaber durumda oluyordu. Yani hala işletmede farklı noktalarda farklı dosyalar bulunuyor ve bu dosyalar arasında bir bağlantı kurmak her geçen gün daha da karmaşıklaşıyordu.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Gartner Group tarafından 1990’lı yılların başında literatüre kazandırılan kurumsal kaynak planlama kavramı ile birlikte şirket içindeki bu bağımsız dosyaları birbirine bağlamak hedeflendi. Bu doğrultuda MRP II’ye ek olarak KKP sistemlerine finans, insan kaynakları, satış ve pazarlama, kalite yönetimi ve müşteri ilişkileri gibi modüller eklendi.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;KKP ile gelen bu değişimin kalbinde ise merkezi bir veritabanı yatmaktaydı. Artık satış ekibi bir sipariş girdiğinde üretim ekibi bunu anında görebiliyor, bunun yanı sıra muhasebe ekibi de bu satış için gerekli faturayı anında oluşturabiliyordu. Bilgi artık tam anlamıyla işletmenin her noktasından erişilebilir bir hale gelmiş oluyordu.&lt;/p&gt;
&lt;h2 id=&quot;bulut-bilişim-ve-yapay-zeka&quot;&gt;Bulut Bilişim ve Yapay Zeka&lt;/h2&gt;
&lt;p&gt;Geleneksel KKP sistemleri günümüzde hala kullanılıyor. Yine de bu teknolojik gelişimin durduğu anlamına gelmiyor. Yeni ihtiyaçlar yeni özellikler doğuruyor. Geleneksel KKP sistemleri işletmeler için ne kadar kullanışlı ve faydalı olsa da kurulum ve işletme maliyetleri yüzünden bir bakıma riskli yatırımlar olarak görülebilirdi. Merkezi veri tabanında yaşanan bir problem tüm işletmenin kilitlenmesine sebep olabilirdi. Mobil teknolojilerin gelişmesi ve internet kullanımının giderek yaygınlaşması ile birlikte hayatımıza giren bulut bilişim kavramıyla geleneksel KKP sistemleri de evrim geçirmiş ve işletmeler için büyük bir yük olan kurulum ve bakım masrafları rafa kaldırılmıştır. Bu yeni sistemle birlikte işletmeler artık şirket içinde bir veri tabanı ve sistem kurmak yerine halihazırda bu hizmeti veren uzman şirketlerden abonelik alarak KKP sistemini işletmelerine hızlı ve görece masrafsız bir şekilde entegre edebilir konuma gelmiştir.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Ek olarak yaşanan pandemi ile şirketlerin uzaktan çalışma biçimine geçmeleri ile bulut bilişimin önemi biraz daha artmış ve verilere internet olan her yerden erişebilir olmak büyük önem kazanmıştır.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Yine KKP sistemlerinde yaşanan bir evrim ile günümüzün vazgeçilmezi olan yapay zeka bu sistemlere entegre edilmeye başlanmıştır. Yapay zeka ile artık işletmeler veriyi kaydetmekle kalmayıp ayrıca bu veriler aracılığıyla gelecek adımları için tutarlı çıkarımlar yapabilir konuma gelmiştir.&lt;/p&gt;
&lt;h2 id=&quot;sonuç&quot;&gt;Sonuç&lt;/h2&gt;
&lt;p&gt;Sanayi devrimiyle birlikte üretimi hızlandırmak isteyen işletmeler, zamanla üretimi anlamaya ve kontrol etmeye ihtiyaç duymaya başladı. Bugün gelinen noktada ise mesele yalnızca üretmek ya da kaydetmek değil; veriden anlam çıkarmak ve doğru zamanda doğru kararı verebilmek. KKP sistemlerinin tarihsel yolculuğu, işletmelerin bu arayışına verilen teknolojik yanıtların bir özeti niteliğindedir.&lt;/p&gt;</content:encoded></item><item><title>Minimum Ürün, Maksimum Netlik: MVP’de Gereksinim Analizinin Önemi</title><link>https://ogzk.tr/blog/mvp-gereksinim-analizi/</link><guid isPermaLink="true">https://ogzk.tr/blog/mvp-gereksinim-analizi/</guid><description>Firefox neden kan kaybediyor? Mozilla&apos;nın Google bağımlılığı, tartışmalı PPA kararı ve bir özgürlük simgesinden &apos;abonelik vitrinine&apos; dönüşen kimlik krizine dair derinlemesine bir analiz.</description><pubDate>Wed, 31 Dec 2025 00:00:00 GMT</pubDate><content:encoded>&lt;blockquote&gt;
&lt;p&gt;&lt;em&gt;Bu yazı, benim için sadece yılın son içeriği değil; aynı zamanda 2025 boyunca devam eden öğrenme yolculuğumun küçük bir özeti. Yılı, kariyer hedefim olan İş Analistliği’nin temel taşlarından biriyle kapatmak istedim. Okuyan herkese şimdiden keyifli bir yıl ve hedeflerine ulaştıkları şahane bir 2026 dilerim!&lt;/em&gt;&lt;/p&gt;
&lt;/blockquote&gt;
&lt;p&gt;MVP (Minimum Viable Product), bir ürünü geliştirirken minimum efor ve minimum özellikle mümkün olan en erken aşamada kullanıcıyla buluşturmayı amaçlayan bir yaklaşımdır. Buradaki temel hedef ürünü kusursuz hale getirmek değil; kullanıcıdan erken geri bildirim alarak ürünün doğru yolda olup olmadığını test edebilmektir.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Fakat pratikte çoğu zaman MVP “çalışan ilk sürüm” seviyesine indirgeniyor. Bu da belirli bir probleme bir çözüm sunmayan projelerin MVP adı altında yayına alınmasına yol açabiliyor.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Oysa MVP’nin asıl değeri bir problemi gerçekten ele alıyor ve ona çözüm üretiyor olmasında yatıyor. Eğer ortaya konan ürün bir amaca hizmet etmiyor ya da başka bir deyişle bir problemi çözmüyorsa, kullanıcıdan alınan geri bildirimler de sağlıklı olmayacaktır. Bu durumda da geliştirici ekip, geri bildirimleri doğru bir şekilde analiz edemeyecek ve ürünün ilerleyen aşamalarının pazar ihtiyaçlarından kopma riski doğacaktır.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Bu yüzden MVP’yi sadece minimum özellikli ilk sürüm olarak değil, bir probleme çözüm üreten minimum ürün olarak düşünmek daha doğru olacaktır. Peki MVP’yi bitmemiş ürün’den çözüm üreticiye dönüştüren temel taş nedir? İşte burada devreye gereksinimlerin belirlenmesi ve gereksinim analizi giriyor.&lt;/p&gt;
&lt;h2 id=&quot;gereksinim-analizi-nedir&quot;&gt;Gereksinim Analizi Nedir?&lt;/h2&gt;
&lt;p&gt;Gereksinim analizi, gereksinim ortaya çıkarma aşamasında belirlenen gereksinimlerin analiz etme, inceleme ve belgelendirme prosedürüdür. Kelime kelime incelersek konu çok daha net anlaşılacaktır. Gereksinim, bir üründe olması istenen özellikleri, analiz ise bu özelliklerin değerlendirilmesi ve belgelendirilmesini ifade eder. Ürün geliştirmede gereksinim analizi paydaşların ihtiyaçlarını anlamak için hayati öneme sahiptir.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Gereksinim analizinin amaçlarına bakacak olursak:&lt;/p&gt;
&lt;ol&gt;
&lt;li&gt;Gereksinim analizinin ilk ve en temel amacı kullanıcıların gereksinimlerini ve ihtiyaçlarını anlamaktır.&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Gereksinimler toplanırken farklı kaynaklardan yararlanıldığı için toplanan bu belge ve verilerde çelişkiler olabilir. Gereksinim analizi ile bu çelişkiler tespit edilebilir.&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Kullanıcıdan alınan geri bildirimlerle birden fazla gereksinim belirlenebilir. Gereksinim analizi ile bu gereksinimler bir önem sırasına koyulabilir.&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Belirlenen gereksinimlerin çeşitli alt başlıklar altında toplanması ve düzenlenmesi gerekebilir. Gereksinim analizi ile gereksinimler sınıflandırılabilir.&lt;/li&gt;
&lt;/ol&gt;
&lt;h2 id=&quot;mvp-ve-gereksinim-analizi-i̇lişkisi&quot;&gt;MVP ve Gereksinim Analizi İlişkisi&lt;/h2&gt;
&lt;p&gt;Yukarıda tanımlarını yaptığımız MVP ve gereksinim analizi ikilisi birbirinden kopuk gibi görünse de aslında birbirini tamamlayan iki ayrı kavramdır. MVP’ye baktığımızda minimum efor ve minimum fonksiyon hedeflenirken, gereksinim analizine baktığımızda sanki bu kapsamı daha da genişletmeye yarıyormuş gibi bir izlenim oluşabilir. Ancak gerçekte tam tersidir. Gereksinim analizi MVP’nin tek bir noktaya odaklanmasına olanak tanır. Hangi özellikler kullanıcılar tarafından yoğun bir şekilde isteniyor, hangi özellikler talep olmasına rağmen MVP’de olmasa da olur düzeyinde, kullanıcılar ürünü neden kullanıyor/kullanmak istiyor, ürün bu kullanıcıların hangi problemlerine çözüm üretiyor… Bu gibi soruların cevapları iyi yapılmış bir gereksinim analiziyle belirlenebilir ve bu da MVP’nin pazar ihtiyaçlarına paralel bir çıkış yapmasını kolaylaştırabilir.
&lt;img __ASTRO_IMAGE_=&quot;{&amp;#x22;src&amp;#x22;:&amp;#x22;./venn_diagram.png&amp;#x22;,&amp;#x22;alt&amp;#x22;:&amp;#x22;MVP Venn Diagram&amp;#x22;,&amp;#x22;index&amp;#x22;:0}&quot;&gt;&lt;/p&gt;
&lt;h2 id=&quot;sorun-çözmeyen-mvp-neden-geri-bildirim-üretmez&quot;&gt;Sorun Çözmeyen MVP Neden Geri Bildirim Üretmez?&lt;/h2&gt;
&lt;p&gt;Gelin bir örnek üzerinden gidelim. Harcama takibini kolaylaştırmak için geliştirilen bir kişisel finans uygulamasını MVP olarak yayımladığımızı düşünelim. İlk versiyon sadece gelir ve gider ekleme işlevine sahip. Ancak hedef kitlenin gerçek ihtiyaçları yeterince analiz edilmediği için, kullanıcılar uygulamayı mevcut diğer uygulamalardan farklı bulmuyor. Sonuç olarak ekip ya eksik, ya da yönsüz geri bildirimler alıyor. Ürünün çözdüğü problem net olmadığı sürece, kullanıcı geri bildirimleri geliştirme sürecini ileri taşımak için yeterli olmuyor.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Bu tür geri bildirim problemlerinin temelinde de çoğu aman teknik eksikliklerden ziyade, ürün geliştirme sürecinin başında yeterince netleştirilmemiş gereksinimler yer alır. MVP aşamasında hedeflenen problemin, kullanıcı grubunun net şekilde tanımlanmamış olması, kullanıcıdan alınan geri bildirimlerin de dağınık olmasına neden olur. Oysa gereksinim analizi ürün geliştirme sürecinin başında yeterli şekilde yapılmış olsa; hangi özelliklerin MVP’ye dahil edilip hangi özelliklerin dahil edilmemesi gerektiği konusunda net bir çıkarım yapılabilirdi.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Gelin örneği biraz daha detaylı inceleyelim:&lt;/p&gt;
&lt;ul&gt;
&lt;li&gt;&lt;strong&gt;Kullanıcılar ne istiyor:&lt;/strong&gt; Detaylı raporlama, otomatik kategorizasyon, düzenli import/export seçenekleri.&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;&lt;strong&gt;MVP ne sunuyor:&lt;/strong&gt; Gelir ekleme/Gider ekleme&lt;/li&gt;
&lt;/ul&gt;
&lt;hr&gt;
&lt;ul&gt;
&lt;li&gt;&lt;strong&gt;Kullanıcıların yaşadığı &lt;em&gt;asıl&lt;/em&gt; problem ne:&lt;/strong&gt; Piyasada halihazırda bulunan kişisel finans uygulamalarının yukarıda saydığımız detaylı raporlama özelliğine sahip olmaması.&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;&lt;strong&gt;MVP’nin bu probleme çözümü ne:&lt;/strong&gt; Yok. Gereksinim analizi yapılmadığı için ürünü geliştiren ekip kullanıcıların ne istediğini bilmiyordu. Marketteki kişisel finans uygulamalarından farkı olmayan bir ürün daha piyasaya sürüldü.&lt;/li&gt;
&lt;/ul&gt;
&lt;hr&gt;
&lt;ul&gt;
&lt;li&gt;&lt;strong&gt;Ne olmalıydı:&lt;/strong&gt; MVP öncesinde yapılan bir gereksinim analiziyle kullanıcı ihtiyaçları ve öncelikleri belirlenmeli, MVP sürümünde bulunacak özellikler bu gereksinim analizine göre tasarlanmalı ve kullanıcıların problemine çözüm üretecek seviyede bir ürün çıkarılmalıydı. Bu sayede kullanıcıdan alınan geri bildirimler de daha odaklı olacağı için uygulamanın ilerleyen sürümlerinin geliştirilmesi ve yol haritası belirlenmesi daha kolay olacaktı.&lt;/li&gt;
&lt;/ul&gt;
&lt;h2 id=&quot;sonuç&quot;&gt;Sonuç&lt;/h2&gt;
&lt;p&gt;MVP’nin başarısı kaç özellikle çıktığıyla değil, hangi probleme çözüm sunduğuyla ölçülür. Gereksinim analizi yapıladan geliştirilen MVP’ler kullanıcı isteklerini kaçırır, bu da kullanıcıdan alacakları geri bildirimlerin net değil bulanık olmasına sebep olur; tüm bunların sonucu da geliştirici ekip için belirsizliktir. Gereksinim analizini MVP’nin odağını genişleten bir zaman kaybı olarak değerlendirmek yerine MVP’nin odaklanması gereken doğru yönü işaret eden bir yardımcı olarak değerlendirmek gerekmektedir.&lt;/p&gt;</content:encoded></item><item><title>Tarayıcı mı, Teknoloji Vitrini mi? Mozilla Odağını Nasıl Kaybetti?</title><link>https://ogzk.tr/blog/mozilla/</link><guid isPermaLink="true">https://ogzk.tr/blog/mozilla/</guid><description>Firefox neden kan kaybediyor? Mozilla&apos;nın Google bağımlılığı, tartışmalı PPA kararı ve bir özgürlük simgesinden &apos;abonelik vitrinine&apos; dönüşen kimlik krizine dair derinlemesine bir analiz.</description><pubDate>Wed, 24 Dec 2025 00:00:00 GMT</pubDate><content:encoded>&lt;p&gt;Firefox’un çöküşü, teknik bir başarısızlık değil; kurumsal bir kimlik krizidir.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Bir zamanlar “insanlar için internet” iddiasıyla yola çıkan Firefox, bugün tarayıcıdan çok; VPN’ler, AI entegrasyonları ve abonelik servislerinin sergilendiği bir teknoloji vitrini gibi konumlanıyor. Bu dönüşüm, sadece ürün stratejisinde değil; kullanıcıyla kurulan güven ilişkisinde de derin bir kırılmaya işaret ediyor.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Bu yazı, Firefox’un neden pazar payı kaybettiğini değil; &lt;strong&gt;Mozilla’nın odağını nasıl kaybettiğini&lt;/strong&gt; anlamaya çalışıyor. Gelir bağımlılığı, tartışmalı PPA kararları, yönetim teşvikleri ve yapay zeka stratejisi üzerinden, bir tarayıcının değil, bir teknoloji kurumunun kimlik krizini inceliyor.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Günümüzde tarayıcıları incelemek istediğimizde önümüze iki farklı yaklaşım çıkıyor. Blink motorunu kullanan tarayıcılar ve Gecko motorunu kullanan tarayıcılar. Bu iki motordan farklı olarak, Apple ekosisteminin temeli olan &lt;strong&gt;Webkit&lt;/strong&gt; gibi motorlar olsa da ana akım olarak bu iki motoru kullanan tarayıcıları örnek gösterebiliriz.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Blink motorunu kullanan tarayıcılara pazar payının çok büyük bir kısmını domine eden Chrome, Brave, Opera, Vivaldi, Edge örnek gösterilebilirken her geçen yıl pazar payını kaybeden gecko motorunu kullanan tarayıcıların başını Mozilla Firefox çekiyor.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;{{&amp;#x3C; chart &gt;}}
type: ‘bar’,
data: {
labels: [‘Chrome’, ‘Safari’, ‘Edge’, ‘Firefox’, ‘Samsung Internet’, ‘Opera’, ‘Diğerleri’],
datasets: [{
label: ‘2025 Tarayıcı Kullanım Oranları (%)’,
data: [68.51, 16.35, 5.01, 2.42, 2.08, 1.95, 1.57],
backgroundColor: [‘#4285F4’, ‘#34A853’, ‘#FBBC05’, ‘#EA4335’]
}]
}
{{&amp;#x3C; /chart &gt;}}&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Firefox’un kökeni, 1990’ların sonunda tarayıcı pazarını domine eden Netscape’e dayanır. Netscape’in Internet Explorer karşısında kaybettiği savaşın ardından, 1998’de kaynak kodlarının açılmasıyla Mozilla projesi doğdu. Amaç; tarayıcı pazarını tekelleşmeden kurtarmak ve açık interneti topluluk gücüyle savunmaktı.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Bu vizyonun ürünü olan Firefox, 2004’te Internet Explorer’a karşı gerçek bir alternatif olarak ortaya çıktı. Bir yıl sonra kurulan Mozilla Vakfı ise Firefox’u sadece bir yazılım değil; açıklık, gizlilik ve kullanıcı odaklılık ilkelerinin taşıyıcısı olarak konumlandırdı.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;{{&amp;#x3C; chart &gt;}}
type: ‘line’,
data: {
labels: [
‘2000/Q1’, ‘2000/Q2’, ‘2000/Q3’, ‘2000/Q4’, ‘2001/Q1’, ‘2001/Q2’, ‘2001/Q3’, ‘2001/Q4’,
‘2002/Q1’, ‘2002/Q2’, ‘2002/Q3’, ‘2002/Q4’, ‘2003/Q1’, ‘2003/Q2’, ‘2003/Q3’, ‘2003/Q4’,
‘2004/Q1’, ‘2004/Q2’, ‘2004/Q3’, ‘2004/Q4’, ‘2005/Q1’, ‘2005/Q2’, ‘2005/Q3’, ‘2005/Q4’,
‘2006/Q1’, ‘2006/Q2’, ‘2006/Q3’, ‘2006/Q4’, ‘2007/Q1’, ‘2007/Q2’, ‘2007/Q3’, ‘2007/Q4’,
‘2008/Q1’, ‘2008/Q2’, ‘2008/Q3’, ‘2008/Q4’, ‘2009/Q1’, ‘2009/Q2’, ‘2009/Q3’, ‘2009/Q4’
],
datasets: [
{
label: ‘Netscape’,
data: [19.53, 15.97, 13.27, 11.67, 10.61, 9.13, 7.20, 6.16, 5.10, 4.56, 3.91, 2.92, 2.24, 1.74, 1.41, 0.97, 0.69, 0.35, 0.15, 0, 0, 0, 0, 0, 0, 0, 0, 0, 0, 0, 0, 0, 0, 0, 0, 0, 0, 0, 0, 0],
fill: false, // Alanı doldurma
borderColor: ‘rgb(95, 182, 193)’, // Turkuaz
tension: 0.3
},
{
label: ‘Internet Explorer’,
data: [77.77, 79.49, 81.12, 83.16, 85.20, 87.38, 87.25, 89.51, 91.20, 92.41, 92.64, 93.42, 93.97, 94.21, 94.46, 94.68, 94.49, 94.30, 95.04, 92.70, 90.98, 90.78, 90.89, 87.92, 87.29, 89.55, 86.94, 84.79, 84.17, 83.77, 83.11, 81.94, 81.27, 79.50, 78.47, 77.00, 73.11, 67.55, 63.73, 61.09],
fill: false, // Alanı doldurma
borderColor: ‘rgb(68, 114, 196)’, // Mavi
tension: 0.3
},
{
label: ‘Firefox’,
data: [0, 0, 0, 0, 0, 0, 0, 0, 0.76, 0.97, 1.18, 1.41, 1.73, 2.16, 2.25, 2.51, 2.60, 2.69, 2.37, 2.66, 4.06, 4.92, 6.63, 7.74, 8.09, 8.76, 8.98, 9.79, 10.82, 12.60, 15.40, 19.45, 22.62, 25.08, 26.03, 26.05, 26.63, 27.02, 28.13, 29.86],
fill: false, // Alanı doldurma
borderColor: ‘rgb(237, 125, 49)’, // Turuncu
tension: 0.3
}
]
},
options: {
elements: { point: { radius: 0 } },
scales: {
y: {
// stacked: true,
beginAtZero: true,
max: 100,
title: { display: true, text: ‘Pazar Payı (%)’ }
},
x: {
ticks: {
autoSkip: true,
maxTicksLimit: 10
},
grid: { display: false }
}
},
plugins: {
legend: { position: ‘right’ }
}
}
{{&amp;#x3C; /chart &gt;}}&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Ancak 2005’te Mozilla Corporation’ın kurulmasıyla birlikte, bu kamusal misyon ile ticari zorunluluklar arasında kalıcı bir gerilim de başlamış oldu. Bugün Firefox’un yaşadığı kriz, tam olarak bu gerilimin sonucudur.&lt;/p&gt;
&lt;blockquote&gt;
&lt;p&gt;&lt;em&gt;Orijinal Metin:&lt;/em&gt;
3 Ağustos 2005 tarihinde, kar amacı gütmeyen bir kamu yararı yazılım geliştirme kuruluşu olan Mozilla Vakfı, tamamen kendisine ait bir yan kuruluş olan Mozilla Corporation’ı kurdu. Mozilla Corporation, ana kuruluşu olan Mozilla Vakfı’nın kar amacı gütmeyen, kamu yararına olan hedeflerine hizmet eden, vergilendirilebilir bir yan kuruluştur ve Mozilla ürünlerinin ürün geliştirme, pazarlama ve dağıtımından sorumlu olacaktır.&lt;/p&gt;
&lt;/blockquote&gt;
&lt;p&gt;Yine bu süreç içinde &lt;em&gt;“Internet, By The People, For The People (İnsanlar tarafından insanlar için internet)”&lt;/em&gt; gibi sloganlarla internetin özgür bir mecra olduğunu ve ana amacının insanlara hizmet etmek olduğunu ifade eden manifestolarını yayınladılar. Bu manifestoda can alıcı noktalar şunlardı:&lt;/p&gt;
&lt;ul&gt;
&lt;li&gt;İnternet, açık ve erişilebilir kalması gereken küresel bir kamu kaynağıdır.&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;İnternet, bireysel insanların hayatlarını zenginleştirmelidir.&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Bireylerin İnternet’teki güvenliği temeldir ve isteğe bağlı olarak ele alınamaz.&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Şeffaf topluluk temelli süreçler katılımı, hesap verebilirliği ve güveni teşvik eder.&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;İnternetin gelişimine ticari katılım birçok fayda sağlar; ticari hedefler ve kamu yararı arasındaki bir denge kritik öneme sahiptir.&lt;/li&gt;
&lt;/ul&gt;
&lt;p&gt;Ancak günümüze gelindiğinde, Mozilla’nın aldığı kararların ağırlık merkezinin, Vakfın kamusal misyonundan ziyade Mozilla Corporation’un ticari önceliklerine doğru kaydığına dair güçlü işaretler görüyoruz.&lt;/p&gt;
&lt;h2 id=&quot;mozillanın-gelir-gerçeği-google-bağımlılığı&quot;&gt;Mozilla’nın Gelir Gerçeği: Google Bağımlılığı&lt;/h2&gt;
&lt;p&gt;Mozilla’nın finansal geleceği üzerindeki en büyük belirsizlik, ABD Adalet Bakanlığı’nın (DOJ) Google’a karşı yürüttüğü antitröst davasından kaynaklanıyor. Google’ın varsayılan arama motoru olmak için yaptığı ödemeleri doğrudan hedef alan bu dava, Mozilla’nın ana gelir kaynağının sürdürülebilirliğini ciddi biçimde tartışmalı hale getiriyor. Böyle bir senaryoda ortaya çıkacak finansal açığın, mevcut gelir modeliyle kısa vadede telafi edilmesi oldukça güç.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Bu tablo, Mozilla yönetimini “gelir çeşitlendirme” (revenue diversification) arayışına itmiş görünüyor. Reklam endüstrisine, gizlilik ilkelerinden ödün vermeden ölçüm verisi sunma iddiasıyla geliştirilen PPA (Privacy Preserving Attribution) yaklaşımı, bu finansal sıkışmışlığın doğal bir sonucu olarak okunabilir. Ancak reklam gelirlerine yönelik bu yönelim, vakfın yıllardır savunduğu kullanıcı merkezli yaklaşım ile gerilim yaratarak, topluluk nezdinde belirgin bir güven kaybına yol açtı.&lt;/p&gt;
&lt;h2 id=&quot;kullanıcıya-rağmen-geliştirme-firefoxun-ppa-kararı&quot;&gt;Kullanıcıya ‘Rağmen’ Geliştirme: Firefox’un PPA Kararı&lt;/h2&gt;
&lt;p&gt;Mozilla’nın bu hamlesini ve gelen tepkileri doğru analiz edebilmek için önce PPA’nın (Privacy Preserving Attribution) teknik olarak ne vadettiğine bakmak gerekir.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Geleneksel reklamcılıkta, bir reklamın işe yarayıp yaramadığını (Attribution) anlamak için kullanıcılar web siteleri arasında köşe bucak takip edilir. Üçüncü taraf çerezler (3rd party cookies) ve izleme pikselleri, kullanıcının hangi reklama tıkladığını ve gidip ürünü satın alıp almadığını bireysel düzeyde kayıt altına alır. Bu, tam anlamıyla bir “dijital gözetleme” modelidir.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Mozilla, PPA ile bu modeli değiştirmeyi hedeflediğini iddia ediyor. Bu yeni protokolde, izleme işini reklam şirketlerinin sunucuları değil, &lt;strong&gt;tarayıcı (Firefox)&lt;/strong&gt; üstleniyor.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Sistem özetle şöyle çalışıyor:&lt;/p&gt;
&lt;ol&gt;
&lt;li&gt;&lt;strong&gt;Yerel Kayıt:&lt;/strong&gt; Firefox, görüntülediğiniz reklamları ve bu reklamlar sonucunda yaptığınız işlemleri (satın alma vb.) kendi hafızasında tutuyor.&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;&lt;strong&gt;İstemci Taraflı Eşleşme:&lt;/strong&gt; Reklam ve dönüşüm eşleşmesi, veriler cihazdan dışarı çıkmadan, tarayıcı içinde yapılıyor.&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;&lt;strong&gt;DAP Protokolü:&lt;/strong&gt; Elde edilen sonuçlar, &lt;strong&gt;DAP (Distributed Aggregation Protocol)&lt;/strong&gt; adı verilen bir yöntemle şifreleniyor.&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;&lt;strong&gt;Gürültü Ekleme (Noise):&lt;/strong&gt; Veriler reklam verene gönderilmeden önce, içine rastgele veriler (gürültü) eklenerek anonimleştiriliyor ve bireysel kimlik tespiti imkansız hale getiriliyor.&lt;/li&gt;
&lt;/ol&gt;
&lt;p&gt;Kağıt üzerinde bakıldığında bu sistem, reklam endüstrisinin veri açlığı ile kullanıcının gizlilik ihtiyacı arasında “orta yol” bulmaya çalışan teknik bir çözüm gibi duruyor. Mozilla’nın savunması da bu temele dayanıyor: “Reklamcılık ölmeyecek, o zaman onu daha az zararlı hale getirelim.”&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Ancak kriz, teknolojinin &lt;em&gt;ne olduğuyla&lt;/em&gt; değil, &lt;em&gt;nasıl sunulduğuyla&lt;/em&gt; ve &lt;em&gt;kimin için&lt;/em&gt; geliştirildiğiyle ilgili patlak verdi.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Gizlilik odaklı bir yazılımın en temel ilkesi “kullanıcı onayı” (consent) olmalıdır. Fakat Mozilla, Firefox 128 sürümüyle entegre ettiği bu özelliği, kullanıcılara sorarak (opt-in) değil, &lt;strong&gt;varsayılan olarak açık (opt-out)&lt;/strong&gt; şekilde kullanıma sundu. Bu durum, yıllardır “Beni izlemeyin” diyerek Firefox’u tercih eden sadık kullanıcı kitlesi için tam bir soğuk duş etkisi yarattı.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Topluluğun tepkisi sert ve haklıydı: Kullanıcılar, Firefox’u reklam endüstrisine “daha etik veri” sağlasın diye değil, kendilerini o endüstriden tamamen yalıtsın diye kullanıyordu. Mozilla’nın “Biz veriyi satmıyoruz, sadece sonuçları ölçüyoruz” savunması, teknik olarak doğru olsa da, ilkesel olarak kullanıcı tabanında karşılık bulmadı.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Bu stratejik hata, aslında yönetimin içinde bulunduğu paniği de gözler önüne seriyor. Eğer PPA özelliği “isteğe bağlı” sunulsaydı, muhtemelen çok az kullanıcı bunu aktif edecekti. Mozilla, reklam verenlere anlamlı büyüklükte bir veri havuzu sunabilmek ve bu yeni gelir modelini işler kılabilmek adına, kullanıcı güvenini riske atmayı göze aldı. Sonuç ise beklenen gelirden ziyade, onarılması güç bir prestij kaybı oldu.&lt;/p&gt;
&lt;h2 id=&quot;başarısızlığın-ödüllendirilmesi&quot;&gt;Başarısızlığın Ödüllendirilmesi&lt;/h2&gt;
&lt;p&gt;Normal şartlarda pazar payını kaybeden bir teknoloji şirketinde fatura yönetime kesilirken, Mozilla’da süreç tersine işledi. 2020 ve 2024 yıllarında yapılan toplu işten çıkarmalarda fatura, tarayıcı motorunu ve geliştirici araçlarını inşa eden mühendislere kesildi. Maliyet gerekçesiyle teknik kadrolar tasfiye edilirken, üst yönetimin büyüme ve gelir baskısı altında aldığı kararların ödüllendirilmesi, Vakfın “kamu yararı” misyonuyla derin bir tezat oluşturuyor. Bu tablo, PPA gibi kullanıcı tepkisi çeken kararların bireysel hatalardan değil, “ne pahasına olursa olsun gelir” baskısından doğduğunun en net kanıtıdır.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;{{&amp;#x3C; chart &gt;}}
type: ‘line’,
data: {
labels: [‘2009’, ‘2010’, ‘2011’, ‘2012’, ‘2013’, ‘2014’, ‘2015’, ‘2016’, ‘2017’, ‘2018’, ‘2019’],
datasets: [
{
label: ‘Yönetici Maaşı (Milyon $)’,
data: [0.5, 0.58, 0.57, 0.71, 0.8, 1.03, 1.02, 1.11, 2.35, 2.48, null],
borderColor: ‘rgba(175, 26, 26, 1)’, // Kırmızı
backgroundColor: ‘rgba(255, 0, 0, 0.1)’,
yAxisID: ‘y_pay’, // Sol eksene bağla
tension: 0.1
},
{
label: ‘Firefox Kullanım Oranı (%)’,
data: [30.2, 30.4, 26.5, 21.2, 16.5, 13.1, 10.4, 8.0, 6.2, 5.2, 4.5],
borderColor: ‘rgba(31, 31, 175, 1)’, // Mavi
backgroundColor: ‘rgba(0, 0, 255, 0.1)’,
yAxisID: ‘y_usage’, // Sağ eksene bağla
tension: 0.1
}
]
},
options: {
responsive: true,
scales: {
y_pay: {
type: ‘linear’,
display: true,
position: ‘left’,
title: { display: true, text: ‘Maaş (Milyon $)’ },
min: 0,
max: 3,
ticks: {
callback: function(value) { return ’$’ + value + ‘m’; }
}
},
y_usage: {
type: ‘linear’,
display: true,
position: ‘right’,
title: { display: true, text: ‘Pazar Payı (%)’ },
min: 0,
max: 35,
grid: { drawOnChartArea: false }, // Sağ eksenin çizgileri solla karışmasın
ticks: {
callback: function(value) { return value + ’%’; }
}
}
}
}
{{&amp;#x3C; /chart &gt;}}&lt;/p&gt;
&lt;h2 id=&quot;tarayıcıdan-ürün-portföyüne-vpn-relay-ve-diğer-yan-servisler&quot;&gt;Tarayıcıdan Ürün Portföyüne: VPN, Relay ve Diğer Yan Servisler&lt;/h2&gt;
&lt;p&gt;Mozilla yönetiminin, Google gelirlerine olan bağımlılığı azaltmak (revenue diversification) amacıyla attığı en somut adım, iş modelini “sadece tarayıcı” olmaktan çıkarıp bir “abonelik ekosistemine” dönüştürmek oldu. Mozilla VPN, Firefox Relay Premium ve Firefox Monitor gibi servisler bu stratejinin birer ürünü.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Kağıt üzerinde mantıklı görünen bu strateji –yani bir gizlilik markasının, gizlilik odaklı ücretli servisler satması– uygulamada ciddi bir kaynak bölünmesine yol açtı. Mozilla, kısıtlı mühendislik gücünü Gecko motorunu modernize etmeye ve tarayıcı performansını artırmaya odaklamak yerine; piyasada zaten onlarca alternatifi bulunan VPN veya e-posta maskeleme servisleriyle rekabet etmeye harcadı.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Kullanıcı cephesindeki eleştiri çok netti: “Biz sizden dünyanın en iyi VPN’ini değil, Chrome karşısında ezilmeyen bir tarayıcı istiyoruz.” Ancak Mozilla, tarayıcıyı ana ürün (core product) olarak görmek yerine, bu yan servislerin pazarlandığı bir vitrin (distribution channel) olarak konumlandırmaya başladı. Tarayıcı içindeki “öneriler”, Pocket entegrasyonları ve VPN reklamları, bu ticari kaygının kullanıcı deneyimine yansımasıydı.&lt;/p&gt;
&lt;h2 id=&quot;mozillanın-yeni-rotası-ve-ai-çıkmazı-bizi-yanlış-anladınız&quot;&gt;Mozilla’nın Yeni Rotası ve AI Çıkmazı: “Bizi Yanlış Anladınız”&lt;/h2&gt;
&lt;p&gt;Mozilla’nın odak kaybı sadece yan ürünlerle sınırlı kalmadı; teknoloji dünyasını kasıp kavuran her “hype” (popüler akım), Firefox’un yol haritasında kendine bir yer buldu. Bir dönem kripto paralar ve Web3 üzerine yapılan tartışmalı hamleler, bugün yerini Yapay Zeka (AI) stratejisine bıraktı.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Mozilla, son dönemde “Güvenilir AI” (Trustworthy AI) söylemiyle tarayıcıya yapay zeka entegrasyonları (örneğin kenar çubuğuna eklenen chatbotlar veya Fakespot satın alımıyla gelen alışveriş asistanları) eklemeye başladı. Ancak burada devasa bir doktrin çelişkisi yatıyor.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Mevcut yapay zeka modelleri, doğaları gereği devasa veri setlerine ihtiyaç duyar ve “işleme” üzerine kuruludur. Firefox’un varoluş sebebi ise “daha az veri toplamak” ve “gizlilik”tir. Mozilla’nın “Gizliliğe saygılı AI” söylemi, teknik olarak mümkün olsa da, kullanıcı tabanının beklentisiyle örtüşmüyor.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Sadık Firefox kullanıcısı, tarayıcısının onun adına alışveriş listesi yapmasını veya özet çıkarmasını beklemiyor; sayfaları hızlı yüklemesini, kaynak tüketmemesini ve takip edilmeyi engellemesini bekliyor. Mozilla’nın tarayıcıyı bir “AI Asistanı”na dönüştürme çabası, kullanıcılar tarafından modern bir inovasyon hamlesinden ziyade, kurumsal bir kimlik krizi olarak okunuyor. Şirket, kendi kitlesinin ne istediğini dinlemek yerine, Silikon Vadisi’nin trendlerini takip etmeyi seçmiş görünüyor.&lt;/p&gt;
&lt;h2 id=&quot;sonuç-geckonun-yalnızlığı-ve-i̇nternetin-geleceği&quot;&gt;Sonuç: Gecko’nun Yalnızlığı ve İnternetin Geleceği&lt;/h2&gt;
&lt;p&gt;Firefox’un hikayesi, sadece bir yazılımın pazar payı savaşı değildir; bu, internetin “kimin için” var olacağı sorusunun cevabıdır.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Bugün geldiğimiz noktada, tarayıcı pazarının %90’ından fazlası Chromium tabanlı (Blink motorlu) tarayıcıların kontrolü altında. Bu, web standartlarının nasıl belirleneceğinden, hangi teknolojilerin destekleneceğine kadar her şeyin, fiilen tek bir şirketin (Google) veya tek bir kod tabanının inisiyatifine kalması demektir. Gecko motoru, bu monokültüre karşı duran, biyolojik çeşitliliği sağlayan son kaledir.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Mozilla’nın son on yılda çizdiği tablo; finansal olarak Google’a bağımlı, yönetimsel olarak odak kaybı yaşayan ve topluluğuyla arasındaki güven bağını zayıflatan bir yapıya işaret ediyor. PPA krizi, işten çıkarmalar ve yönetim zafiyetleri, bu yapının çatırdadığını gösteren uyarı işaretleridir.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Eğer Mozilla, kuruluş manifestosundaki o “radikal” şeffaflığa ve kullanıcı odaklılığa geri dönemezse, Firefox’u bekleyen son, Netscape’in kaderinden farklı olmayacaktır. Ve eğer Firefox kaybederse, kaybeden sadece Mozilla Corporation olmayacaktır. Kaybeden; reklamsız, izlenmeden ve manipüle edilmeden bilgiye erişme hakkını savunan “açık internet” ideali olacaktır.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Firefox hâlâ çok iyi bir tarayıcı olabilir. Ama Mozilla’nın acilen hatırlaması gereken bir şey var: Firefox’u yaşatan şey Google’ın dolarları değil, onu bir “seçenek” değil, bir “duruş” olarak gören kullanıcılarıdır.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;Mozilla’nın bugün yapması gereken şey yeni bir özellik eklemek değil; &lt;strong&gt;neyi asla yapmayacağını yeniden ilan etmek&lt;/strong&gt;.&lt;/p&gt;</content:encoded></item><item><title>Distrobox ile Cisco Packet Tracer Kurulumu</title><link>https://ogzk.tr/blog/distrobox-packet-tracer-kurulumu/</link><guid isPermaLink="true">https://ogzk.tr/blog/distrobox-packet-tracer-kurulumu/</guid><description>Cisco Packet Tracer&apos;ı dilediğiniz linux dağıtımında kullanabilirsiniz.</description><pubDate>Mon, 21 Apr 2025 00:00:00 GMT</pubDate><content:encoded>&lt;p&gt;&lt;img __ASTRO_IMAGE_=&quot;{&amp;#x22;src&amp;#x22;:&amp;#x22;./files/splash.webp&amp;#x22;,&amp;#x22;alt&amp;#x22;:&amp;#x22;splash&amp;#x22;,&amp;#x22;index&amp;#x22;:0}&quot;&gt;&lt;br&gt;
Selamlar. Şayet siz de benim gibi Cisco Packet Tracer’ı kullanmak istiyor ancak Debian tabanlı dağıtımlar dışında kalan Linux dağıtımlarından birini kullanıyorsanız karşılaşacağınız ilk engel Cisco Packet Tracer’ın (yazının devamında sadece Packet Tracer olarak bahsedeceğim) Linux için sadece .deb dosyasının bulunması ve Flathub ya da Snap gibi sistemlerde de resmi bulunmaması olacaktır.&lt;br&gt;
Arch için AUR ile kurulum yapabilirsiniz ancak Fedora, Opensuse, Solus (kullanıcı sayısı nispeten az olmasına rağmen ben kullandığım için Solus’a pozitif ayrımcılık yapabilriim sanırım.) gibi dağıtımları kullanıyorsanız elinizin altında AUR olmadığı için çıkar yollardan biri daha kapanacaktır. Bu noktada yapabileceğiniz iki şey var.&lt;/p&gt;
&lt;ol&gt;
&lt;li&gt;Kullanıdığınız dağıtımı değiştirmek.&lt;/li&gt;
&lt;li&gt;Distrobox kullanmak.&lt;/li&gt;
&lt;/ol&gt;
&lt;p&gt;Ben bu yazıda sizi dağıtım değiştirme zahmetinden kurtaracak olan ikinci seçeneği yani Distrobox kullanmayı anlatacağım.&lt;/p&gt;
&lt;h3 id=&quot;distrobox-nedir&quot;&gt;Distrobox nedir?&lt;/h3&gt;
&lt;p&gt;Burada uzun uzun distrobox yazılımının ne olduğunu ve nasıl çalıştığını anlatmayacağım ama kısaca bahsetmemiz gerekirse distrobox bir linux dağıtımı içinde dilediğiniz başka bir linux dağıtımını docker, podman gibi araçlar yardımıyla kullanmanıza olanak sağlayan bir yazılım diyebiliriz. Daha detaylı bilgi için &lt;a href=&quot;https://distrobox.it/&quot;&gt;distrobox&lt;/a&gt; resmi sitesini ziyaret edebilirsiniz.&lt;/p&gt;
&lt;h3 id=&quot;distrobox-kurulumu&quot;&gt;Distrobox Kurulumu&lt;/h3&gt;
&lt;p&gt;Distrobox’u diğer tüm yazılımları kurduğunuz gibi kullandığınız dağıtımın yazılım deposunu kullanarak kurabilirsiniz.&lt;br&gt;
&lt;strong&gt;Opensuse:&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;
&lt;pre class=&quot;astro-code github-dark&quot; style=&quot;background-color:#24292e;color:#e1e4e8; overflow-x: auto;&quot; tabindex=&quot;0&quot; data-language=&quot;plaintext&quot;&gt;&lt;code&gt;&lt;span class=&quot;line&quot;&gt;&lt;span&gt;sudo zypper install distrobox&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/code&gt;&lt;/pre&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Solus:&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;
&lt;pre class=&quot;astro-code github-dark&quot; style=&quot;background-color:#24292e;color:#e1e4e8; overflow-x: auto;&quot; tabindex=&quot;0&quot; data-language=&quot;plaintext&quot;&gt;&lt;code&gt;&lt;span class=&quot;line&quot;&gt;&lt;span&gt;sudo eopkg install distrobox&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/code&gt;&lt;/pre&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Fedora:&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;
&lt;pre class=&quot;astro-code github-dark&quot; style=&quot;background-color:#24292e;color:#e1e4e8; overflow-x: auto;&quot; tabindex=&quot;0&quot; data-language=&quot;plaintext&quot;&gt;&lt;code&gt;&lt;span class=&quot;line&quot;&gt;&lt;span&gt;sudo dnf install distrobox&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/code&gt;&lt;/pre&gt;
&lt;p&gt;Diğer dağıtımlar için de benzer şekilde paket yöneticinizi kullanarak distrobox kurulumunu gerçekleştirebilirsiniz.&lt;br&gt;
Eğer distrobox kurulumunda podman ya da docker otomatik olarak indirilip kurulmadıysa yine aynı şekilde paket yöneticinizi kullanarak bu uygulamalardan birini kurmanız lazım. Ben bu yazıda podman üzerinden devam edeceğim.&lt;/p&gt;
&lt;h3 id=&quot;packet-tracer-kurulumu&quot;&gt;Packet Tracer Kurulumu&lt;/h3&gt;
&lt;p&gt;Distrobox ve Podman kurulumlarını tamamladık. Şimdi sıra geldi distrobox ile .deb paketlerini kurabileceğimiz ortamı oluşturmaya.&lt;br&gt;
Terminal ekranını açıyoruz ve sırasıyla şunları yazıyoruz:&lt;/p&gt;
&lt;pre class=&quot;astro-code github-dark&quot; style=&quot;background-color:#24292e;color:#e1e4e8; overflow-x: auto;&quot; tabindex=&quot;0&quot; data-language=&quot;plaintext&quot;&gt;&lt;code&gt;&lt;span class=&quot;line&quot;&gt;&lt;span&gt;# Distrobox ile Debian ortamı kuruyoruz.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;
&lt;span class=&quot;line&quot;&gt;&lt;span&gt;distrobox-create --name Debian --image debian:12 --home /home/kullanıcıadınız/distrobox/debian12&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;
&lt;span class=&quot;line&quot;&gt;&lt;span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;
&lt;span class=&quot;line&quot;&gt;&lt;span&gt;# Kurduğumuz Debian ortamına giriyoruz.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;
&lt;span class=&quot;line&quot;&gt;&lt;span&gt;distrobox-enter Debian&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;
&lt;span class=&quot;line&quot;&gt;&lt;span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;
&lt;span class=&quot;line&quot;&gt;&lt;span&gt;# Ortamı güncelliyoruz.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;
&lt;span class=&quot;line&quot;&gt;&lt;span&gt;sudo apt update&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;
&lt;span class=&quot;line&quot;&gt;&lt;span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;
&lt;span class=&quot;line&quot;&gt;&lt;span&gt;# Gerekli paketleri kuruyoruz.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;
&lt;span class=&quot;line&quot;&gt;&lt;span&gt;sudo apt install libqt5multimedia5 libqt5xml5 libqt5script5 libqt5scripttools5 libqt5sql5&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;
&lt;span class=&quot;line&quot;&gt;&lt;span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/code&gt;&lt;/pre&gt;
&lt;p&gt;Şimdi sıra geldi işin en kolay kısmına. &lt;a href=&quot;https://www.netacad.com/resources/lab-downloads?courseLang=en-US&quot;&gt;Cisco’nun website&lt;/a&gt;sine gidip Packet Tracer’ı indimemiz gerekiyor. Burada seçim yaparken &lt;strong&gt;Ubuntu&lt;/strong&gt; yazanı indirmeniz lazım.&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;&lt;img __ASTRO_IMAGE_=&quot;{&amp;#x22;src&amp;#x22;:&amp;#x22;./files/netacad.webp&amp;#x22;,&amp;#x22;alt&amp;#x22;:&amp;#x22;netacad&amp;#x22;,&amp;#x22;index&amp;#x22;:0}&quot;&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt;İndirme işlemini tamamladıysak kaldığımız yerden devam edebiliriz. Terminale dönüyoruz. (Distrobox açık olmalı.)&lt;/p&gt;
&lt;pre class=&quot;astro-code github-dark&quot; style=&quot;background-color:#24292e;color:#e1e4e8; overflow-x: auto;&quot; tabindex=&quot;0&quot; data-language=&quot;plaintext&quot;&gt;&lt;code&gt;&lt;span class=&quot;line&quot;&gt;&lt;span&gt;cd Download # Eğer indirme klasörünüz farklıysa buraya indirme klasörünüzü yazmanız lazım.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;
&lt;span class=&quot;line&quot;&gt;&lt;span&gt;sudo apt install ./Cisco... # İndirdiğiniz dosyayı seçeceksiniz. Yazıyı okuduğunuz tarihte sürüm ve isim değişmiş olabilir.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;
&lt;span class=&quot;line&quot;&gt;&lt;span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/code&gt;&lt;/pre&gt;
&lt;h4 id=&quot;packet-tracera-uygulama-menüsü-üzerinden-erişim&quot;&gt;Packet Tracer’a Uygulama Menüsü Üzerinden Erişim&lt;/h4&gt;
&lt;p&gt;Tebrikler! Teknik olarak kurulumu tamamladık. Ama şu anda Packet Tracer’ı kullanabilmek için distrobox ile oluşturduğumuz Debian ortamına girip terminal üzerinden uygulamayı başlatmanız gerekiyor. Bununla uğraşmamak için son bir adım kaldı.&lt;br&gt;
Yine terminale dönüyoruz.&lt;/p&gt;
&lt;pre class=&quot;astro-code github-dark&quot; style=&quot;background-color:#24292e;color:#e1e4e8; overflow-x: auto;&quot; tabindex=&quot;0&quot; data-language=&quot;plaintext&quot;&gt;&lt;code&gt;&lt;span class=&quot;line&quot;&gt;&lt;span&gt;distrobox-export --app packettracer&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/code&gt;&lt;/pre&gt;
&lt;p&gt;Artık Packet Tracer’a uygulama menünüz üzerinden erişebilir ve kullanabilirsiniz. Artık terminalle de bir işimiz kalmadığı için terminali de kapatabilirsiniz.&lt;/p&gt;</content:encoded></item></channel></rss>